hayat/ölüm/hayat:)
güzel günler olsun...
19 Kasım 2009 Perşembe
18 Kasım 2009 Çarşamba
14 Kasım 2009 Cumartesi
Who is afraid of Barbe Bleue?

"Anne kurt şöyle der; tehditkarsa ve senden büyükse, kaç; daha zayıfsa, bak ne istiyor; hastaysa, yalnız bırak; dikenleri, zehri, sivri dişleri ya da keskin pençeleri varsa, geri dön ve ters yöne git; güzel kokuyor ama metal çenelerle sarılıysa, onunla birlikte yürü."
07 Kasım 2009 Cumartesi
artık kısa cümleler kuruyorum...
evet/hayır... tamam/devam... gerçek/yalan...
03 Kasım 2009 Salı
"Ya kuzgun leşe, ya devlet başa" derdi...
02 Kasım 2009 Pazartesi
yollar bize memleket...
seviniyorum...
31 Ekim 2009 Cumartesi
28 Ekim 2009 Çarşamba
BİR OZA VAR ANTON'DAN İÇERİ
Peki öyleyse!
*Anladım ki; herkesin hayatında bir dönemeç varmış. "Herro ya da merro" da ordaymış. "Olmak ya da olmamak"... Ölmek ya da kalmak da...
*Anladım ki; herkes verili durumu kabullendiği sürece bu boktan dünya bu kokuşmuşluğu ile kader gibi yapışacak bize...
*Anladım ki; gündelik yaşamı değiştirmeden dünyayı değiştirmek mümkün değil...
Hayat samimi ve kendin olduğun sürece her dönemeçten seni kurtarır da, kendi çevrende daireler çizmekse niyetin sonunda gözünü açacağın yer her zaman bir kuyudur. "Ve işte o zaman" o kuyuda başını kaldırıp göğe bakmak bile bir irade meselesidir.
"Müşteşar Kriegbaum, sizi tanımıyorum ama..." anladım. Teşekkürler!
Rudolf, Rudy... kalk gidelim artık, bu oyun bizi bozar...
Oza mı? O bu oyunda hiç olmadı... olamadı...
22 Ekim 2009 Perşembe
KENDİME NOT: Bin tane işi bir arada yapmaya çalışırken, kimsenin de sana yardım etmek zorunda olmadığını unutma. Herkes dayanışmadan senin anladığını anlamıyor. "Herkes bir diğerini kendi gibi sanar ama değildir" anane banane deyişini de kulağına küpe et, çıkarma, dursun durduğu yerde. Haaaaa bi de kim dedi ki sana bu kadar işi bir elden yapmaya çalış diye.
18 Ekim 2009 Pazar
FEMİNİST TARTIŞMALAR IŞIĞINDA PORNOGRAFİ VE SANSÜRE “AYIPLAR CENNETİ” TÜRKİYE’DEN BAKMAK, TÜRKİYE’YE BAKMAK
FEMİNİST TARTIŞMALAR IŞIĞINDA
PORNOGRAFİ VE SANSÜRE “AYIPLAR CENNETİ”
TÜRKİYE’DEN BAKMAK, TÜRKİYE’YE BAKMAKÁ
Selam Oza!
GİRİŞ
Ülkemizde de dünyada olduğu gibi ataerkil düşünce yapısının baskın olmasından ötürü kadın cinselliği yok sayılmış, kadın bedeni yalnızca bir meta olarak sahip olunabilecek, alınıp satılabilecek, erkeğin arzu ve zevki için sunulan bir nesne olarak algılanmıştır. Ancak 1960’lardan sonra ikinci dalga feminist hareketin “özel olan politiktir”* düşüncesinden türeyerek “bedenimiz bizimdir” sloganıyla gündeme gelmiş beden politikası ile feminizm kadının bu edilgin konumunu gündeme getirmiş, kadın bedeni üzerindeki baskıyı görünür kılmıştır. Erkek egemenliğinin ve bunun yansıması olan siyasi iktidarın kürtaj yasağı, üreme politikalarının kadını yalnızca anne olarak değerli kıldığını gören feministler aileyi, ev yaşantısını, bekaret kavramını sorgulamış kadının kendi bedeni üzerinde yalnızca kendinin söz söyleme hakkı olduğunu ifade ederken kadın cinselliğini de gündeme taşımışlardır. Bu tartışmalar ülkemize ancak 1980’lerde ulaşmış, cinsellik ise görece rahat şekilde 1990’larda tartışılmaya başlanmıştır.
Kadınlara halen kendi bedeni üzerinde söz söyleme hakkı tanınmaz ve cinsellikten utandırılırken; namus, bekâret kavramı ve cinayetlere nasıl çözüm bulunacağı tartışmaları yapmak yerine pornografi ile ilgili bir tartışma yürütmenin çok lüks bir şey olduğu düşünülebilir. Ancak pornografinin “toplumda kabul edilebilir bir şey olmadığı” genel kabulüne rağmen bu metanın üretiminin durmadığı ve hatta buna rağmen üretiminin çoğalıyor oluşu bu konu üzerine eleştirel bir incelemenin yapılması gereğine işaret etmez mi? İnternet sansürünün pornografiyi “temiz ahlaklı” vatandaşlar olmamız için uygulamaya sokulduğu günümüzde kimin, kimin adına, ne tür bir iyi belirlediğini bilmenin olumlu olabileceği düşünüldüğünden pornografi üzerine bir çalışma yapmak faydalı görünmektedir. Özellikle de internetteki pornografi sansürünün genel ahlak ve müstehcenlikle bağlantılandırıldığı ülkemizde, pornografide araçsallaştırılanın kadınlar olduğu düşünüldüğünde bunun feminist teori çerçevesinde yapılmasının anlamlı olduğu düşünülmekte. Türkiye’deki pornografi tartışmalarının literatürüne genel olarak bakıldığında ise feminist teorinin bu tartışmalara katkısı yok denecek kadar az olduğu gibi, feministler konu üzerine yeterince sesini yükseltememiş durumda. Tam da bu noktada dünyada süregiden pornografi, sansür ve feminizm tartışmasının gündeme getirilerek bu konuda kadın sözünün üretilmesi çok anlamlı görünüyor.
Bu çalışmada internetteki pornografik içeriğe uygulanan sansür üzerine bir feminist analiz hedef alınmaktadır. Bunu yaparken genel olarak kadınlar adına bir söz üretme iddiası bulunmasa da, kadının bu tartışmadaki yeri görünür kılınmaya çalışılacağı gibi, sansürün niteliği üzerine de bir düşünce üretme iddiası bulunmaktadır.
Çalışmada pornografi malzemesinin üretimi dağıtımı vb. gibi konular dışarıda bırakılarak yalnızca internet sansürünün kaynağı olması açısından pornografi tartışmaya açılacak, internet sansürünün bu bağlamda sınırları, ölçütleri belirlenmeye çalışılacaktır. Bu yapılırken çalışma yalnızca yetişkin pornografisi üzerinden değerlendirilecek, çocuk pornografisi tartışmaya dâhil edilmeyecektir. Çocuk pornografisinde, “çocuğun, ruhsal ve fiziksel gelişimini henüz tamamlamamış olması ve onun kendi cinsel davranışı üzerinde özerk bir karar verme yeteneğinin henüz gelişmemiş olması”ndan[1] kaynaklı irade ölçütünün çocuk açısından mutlak olarak yokluğu varsayıldığından, bunun bir sınırlama nedeni olabileceği görüşünde ulusal ve uluslar arası alanda bir oydaşma* mevcuttur. Bu nedenle çocuk pornografisi çalışmanın dışında tutulmuştur.
Tartışmalar esas olarak feminist teorinin pornografiye nasıl baktığı üzerinden yapılacaktır. Çalışmanın içeriğinde “genel ahlak” ölçütü ve “liberal” görüşlere iki tartışmanın da başlı başına uzun ve incelikli değerlendirme gerektiren ayrı makale konuları olması ve çalışmanın evrenini dar tutma ihtiyacı yüzünden yer verilmeyecektir. Türkiye’de pornografi üzerine yapılmış feminist tartışmalara katkı sunmak esas alındığından Özellikle Türkiye özelinde internet içerik düzenlenmesi ve sansür belirlenirken kadın sözünün ne kadar değerlendirmeye alındığı ve feminist eleştiriye önem verilip verilmediğine dikkat çekilmeye çalışılacaktır.
Çalışmanın ilk bölümünde kısaca pornografi kavramının çeşitli tanımlarına ve pornografinin internetteki yaygınlığına tartışmanın kavramsal temelini oluşturmak adına yer verilecektir.
İkinci bölümde ise yetişkin pornografisi üzerine ABD ve İngiltere odaklı yürüyen tartışmanın argümanları genel olarak aktarılacak ve feminist argümanlar analiz edilecektir. Feministlerin konu üzerine geliştirdikleri üç eğilim vardır. Bu eğilimler ve ayrışmaların düşünceleri Türkiye’deki tartışmaya bir zemin oluşturabileceği düşüncesi ile çalışmaya dahil edilmiştir. Bunlar;
- Porno Karşıtı Feminizm: Pornonun cinsel şiddet olduğu ve cinsiyet temelli ayrımcılık yarattığı, kadınla erkek arasındaki eşitsizliği güçlendirdiği görüşünde olanlar,
- Sansür Karşıtı Feminizm: Pornografi ile sansür yoluyla değil, eğitim ve kamusal olarak yapılacak tartışmalar aracılığıyla mücadele edilmesi gerektiğini savunanlar,
- Pro-seks feminizm: Pornografinin faydalı olduğu ve kadınların pornografiyi üretme ve tüketme hakkı olduğunu savunanlar,
olarak kategorilendirilebilir.
Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde söz konusu tartışmalar üzerinden yürüyerek Türkiye açısından pornografinin ve sansür uygulamasının niteliğine yer verilecektir. Türkiye’de bu konunun kadınlar açısından ne kadar tartışıldığı, tartışmanın kadının insanlık onuru bağlamında ne noktaya vardığının tespiti yazarın amaçlarındandır.
Pornografi ve Tanımları
Pornografinin tanımlanması hukukun pornografik içerik üzerine düzenleme yapma ihtiyacı ve sansür uygulamasının temelini oluşturmak adına doğmuştur.[2]
“Pornografi” etimolojik olarak Yunanca’dan günümüze gelen bir kelimedir. Yunanca “Pornographos” (πορνογραφια) sözcüğü, “porne” (fahişe)ve “graphein” (yazmak/çizmek) sözcüklerinin "fahişelerle ilgili yazılar" anlamına gelmesi için birleştirilmesinden oluşmuştur. Ancak “Pornographos” kelimesi günümüze anlamı değişerek gelmiştir.[3]
Pornografi kelimesi dilimize Fransızca’dan girmiş ve bugün Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğünde “porno” ile eşleştirilerek şu şekilde tanımlanmıştır;
“PORNO: Amacı cinsel dürtülere yönelik olan, ahlaki değerlere aykırı düşen yayın, resim vb.”[4]
Hemen bu tanımdan ülkemizde “pornografi”nin ahlaki değerlere indirgendiğini ilk elden tespit edebiliriz. Oysa “pornografi” tartışmasında bugün çok çeşitli anlamlarla karşı karşıyayız. Bu bölümde muhafazakârların, liberallerin ve feministlerin tartışmalarının zeminini oluşturan çeşitli tanımalarına yer vermek gerekirse bunlardan en basiti ve yansız olanını “cinsel olarak açık seçik materyal” olarak tanımlayabiliriz. Bu tanımın tıp anatomi kitaplarını da içerebilecek genişliği ise başka bir tanımı beraberinde getirmiştir. O da “sözel veya görsel olarak okuyucusunda/izleyicisinde cinsel uyarılma yaratan açık seçik materyal” olarak nitelenebilir. Ancak bu tanım da sansür uygulamasını çok geniş bir zemine yaymış ve hangi materyalin cinsel uyarılma yaratmak amaçlı, hangi materyallerin sanatsal ya da politik amaçlı üretildiği konusunda bir ayrıma gidilmesi gereği doğmuştur.[5] Uluslararası birçok sinema ödülü almış döneminin en çok konuşulan filmlerinden olan “Paris’te Son Tango (Last Tango in Paris-Ultimo Tango A Parigi), 1972” filmi ile günümüzün tartışmalı filmi “Dikkat, Şehvet (Lust, Caution-Se, Jie),2007” aksi halde barındırdıkları politik içerik bir yana bırakılarak sansür uygulamasına tabi kılınacaktır. Geçmişte bilimsel, sanatsal ve politik içerikleri göz ardı edilerek sansürlenen birçok çalışma olmuştur.
Bu iki tanımın hukukun sansür ihtiyacını karşılamaması yeni bir tanım doğurmuştur ki bu da pornografik materyalin açık seçik olması ve cinsel uyarılma yaratmasının dışında bir çeşit “kötü” materyal olarak tasnif edilmesidir.[6] Bu “kötü”nün değerlendirilmesinin ise ne şekilde yapılacağı tartışmalara yol açmıştır. Genel ahlaka göre kötü mü? Kadınların sosyal konumunu aşağılayan bir niteliğe sahip olmasına göre mi? Bir kişiye doğrudan ya da dolaylı zarar vermesine göre mi?
PORNOGRAFİ VE SANSÜR: PORNOGRAFİ ÜZERİNE YAPILAN FEMİNİST TARTIŞMALAR
Bu çalışmada daha önce de belirtildiği gibi pornografi ve sansür arasındaki bağlantı feminist tartışmalar ışığında değerlendirilecektir. 1970’lerde Batı’da ’68 Kuşağı’nın birçok politik talep yanında “Cinsel Devrim” talebini de dile getirdiği günlerde ve sonrasında yaygınlaşan pornografi sektörü ve pornografik materyallerle birlikte, yine eş zamanlı olarak feminizmin ikinci dalgasının yükselmesi kadın ve kadın cinselliği konularının konuşulmasını gündeme getirmiştir. Bu tarihlerde bir yandan esen özgürlük rüzgârlarının yanında, kadınların porno üretimi içerisinde kötü muameleye uğruyor oluşları ve kadının yanlış temsili da gündeme gelmiştir. Bu konuların gündeme gelmesi ise “seks savaşları” olarak da bilinen feministlerin kutuplaştığı 30-40 yıllık bir pornografi ve sansür tartışması başlatmıştır.[7]
Feministlerin pornografi üzerine yıllardır süregiden tartışmalarında en çok bilinen görüş porno karşıtlığı olsa da esas olarak üç ana eğilim görmek mümkündür. Bunlar çalışmanın girişinde de belirtilmiş olduğu gibi porno karşıtı feminizm, sansür karşıtı feminizm ve pro-seks feminizm olarak sıralanabilir.
Bu üç eğilim içerisinde porno karşıtı oluşlarıyla en çok bilinen isimler Andrea Dworkin, Catharine A. MacKinnon, Gloria Steinem, Catharine Itzın, Laura Lederer gibi isimlerdir. Pornografiyi yalnızca ifade özgürlüğü temelinde düşünerek savunanlardan en bilindik isimler ise Wendy Kaminer ve Nadire Strossen olduğu söylenebilir. Pro-seks feministlere de Wendy McElroy, Ellen Willis, Susie Bright, Camille Paglia, Avedon Carol, Betty Dodson ve Gayle Rubin gibi isimleri örnek verebiliriz.[8]
Bu çalışmada bu isimlerden yalnızca bir kısmına yer verilecektir. Andrea Dworkin ve Catharine A. Mackinnon’ın çalışmaları üzerine yazılanlar değerlendirilecek ve Avedon Carol ve Gayle Rubin gibi isimlerin eserleri sansür karşıtı feministler arasında çok yaygın refere edildiğinden ilgili başlık altında sunulacaktır. Pro-seks feminizm bağlamında ise Wendy McElroy’un çalışmalarına yer verilecektir.
1. PORNO KARŞITI FEMİNİSTLER
Porno Karşıtı Feministlerin (PKF) düşünce temelleri muhafazakârlardan tamamen farklılık göstermektedir. Pornonun kadının sömürülmesinde ve ezilmesindeki temel araçlardan biri olduğunu düşünen porno karşıtı feministler porno tartışmasını genel ahlak ve toplum değerleri tartışması ekseninde yürüyen muhafazakâr argümanlardan uzaklaştırmak anlamında önemlidir.
PKF’ler pornografiyi muhafazakârların müstehcenlik iddialarındaki gibi açık seçik, cinsel uyarılma yaratan materyaller oldukları için değil; kadına yönelik şiddeti körükleyen ve ona zemin oluşturan, kadını toplumda aşağı ve onursuz temsil eden materyaller oldukları ve kadının sivil haklarını kullanmada etkisizleştirdiği için pornonun üretiminin, dağıtımının ve izlenmesinin yasaklanmasını savunurlar.[9]*
MacKinnon’a göre kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği cinsel olarak çekici hale getiren pornografi, aynı zamanda ırk, sınıf, yaş, din, cinsel kimlik ve engellilik gibi durumları da çekici hale getirerek bu tür eşitsizlikleri kullanır, bu durumları güçlendirir.[10] Pornografi erkek ideolojisinin bir propaganda aracı ve nefret literatürü barındıran cinsiyete dayalı bir tür faşizmdir.[11]
PKF’lerin bazıları cinsel olarak açık seçik ve cinsel uyarılma yaratan materyalleri ikili bir ayrıma tabi tutmaktadır. Kadının eşit ve karşılıklı rızaya dayalı cinsel ilişkinin bir parçası olarak temsil edildiğini düşündükleri görsel ve yazınsal cinsel olarak açık seçik ve uyarılma yaratan materyaller için “erotik” nitelemesi kullanıp, bunları sansür uygulamasının dışında görmektedirler. Pornografiyi ise cinsel olarak açık seçik materyalin bir alt kümesi olarak “erotik”in tam tersi şekilde tanımlanıp; kadınların zorlanan, sömürülen, itaat ettirilen, aşağılanan, suiistimal edilen, bağımlı ikincil konumda gösterildiği temsiller olarak nitelemekteler[12]. Ancak bu ayrımın içeriği sübjektif değerlere göre değişebileceğinden neyin pornografik, neyin erotik olduğu konusunda kesin bir çizgi söz konusu olamadığından kendi aralarında da bu konuda tam bir uzlaşı sağlayamışlardır. Andrea Dworkin gibi bazı isimler için ise böyle bir ayrım dahi kabul edilmemektedir.[13]
PKF’lerin önde gelen isimlerinden Andrea Dworkin ve Catharine A. MacKinnon pornografiyi cinsiyete dayalı bir ayrımcılık şekli olarak nitelemiş, yazmış oldukları “Pornografi ve Sivil Haklar: Kadınların Eşitliği için Yeni Bir Gün” (1988) adlı kitapta pornografiyi şu şekilde tanımlamışlardır;
“Pornografi; kadının cinsel olarak aşağıda belirtilenlerden bir ya da daha fazlasını da içerecek şekilde grafiksel olarak resimlerle ya da kelimelerle tarif edilerek belirgin olarak tabi kılınışıdır;
- Kadınlar bir seks objesi, eşya ya da mal olarak insanlıktan çıkarılarak sunulur, ya da
- Kadınlar acı çekmekten ve aşağılanmaktan zevk alan seks objeleri olarak sunulur, ya da
- Kadınlar tecavüze uğramaktan cinsel haz duyan cinsel objeler olarak sunulur, ya da
- Kadınlar iple bağlanmış ya da kesilmiş ya da sakatlanmış ya da hırpalanmış ya da bedenen incitilmiş cinsel objeler olarak sunulur, ya da
- Kadınlar cinsel olarak itaat eden tavırlarda sunulur, ya da
- Kadınlar vajinalar, göğüsler ve kalçaları da içerecek ancak bununla sınırlı olmayan bir şekilde yalnızca bu parçalara indirgenmiş bir şekilde sunulur, ya da,
- Kadınlar özü itibariyle fahişeymiş gibi sunulur, ya da
- Kadınlar objeler ya da hayvanlar tarafından penetrasyon halinde sunulur, ya da
- Kadınların aşağılanma, yaralanma, küçük düşürülme, mundar ya da bayağı gösterilme, kanama, hırpalanma, ya da yaralanma senaryoları seksi içerikte sunulur .“[14]
Dworkin ve MacKinnon, açık seçik olarak belirlenen materyalin pornografi olarak adlandırmak için kadını bağımlı kılan temsilinin yanında tanımdaki diğer belirlenmiş özelliklerden en az birini de taşıması gerektiğini belirtmekte[15] ve çocukların, erkeklerin ve transseksüellerin de aynı tür sunumunu pornografi olarak nitelemektedirler[16].
Porno Karşıtları kadınların porno üretimi için ezildiği, sömürüldüğü, işkenceye uğradığına dikkat çekerken; bunun hepsinin başına gelmediği ve özgür iradelerinin olabileceği argümanına karşı özgür irade denen şeyin porno sektörü içindeki kadınlarda gerçekten olup olmadığının tespitinin çok zor olduğunu söylemektedirler. Yoksulluk, çaresizlik koşullarının varlığı ve yaşamak için başka alternatifi olmayan kadınların durumuna dikkat çekmekteler. Porno sektöründe kendi iradeleri ile çalışan ve bunu bir kariyer olarak benimsemiş kadınlar ise, kadınların bu sektörde eziliyor ve sömürülüyor oluşu argümanına, kadınların ‘fastfood zincirleri’ ya da ‘süpermarket’lerde de ezildiklerini ve sömürüldüklerini ancak bu noktada bir yasaklamaya gidilmediğini dile getirmektedirler.[17]
Yine porno karşıtlarının çok güçlü bir argüman olarak iddia ettikleri bir şey daha var ki o da porno tüketiminin kadına yönelik doğrudan şiddeti körüklediği yönünde. Robin Morgan’ın “Pornografi teoridir, tecavüz pratik” sözü PKF’lerin duruşunu çok net bir şekilde dile getirmektedir.[18] Bu konuda deneye ve gözleme dayalı araştırmalar yapmakta oldukları halde henüz pornografi ve doğrudan şiddet arasında kesin bir eşleşmeye gidilememiş durumda.[19]
PKF’lerin diğer bir argümanına gelince bu kadınların ve cinselliğin pornografide yanlış sunumudur. Örneğin pornografik materyallerde “kadınlar tecavüze uğramak isterler” türünde mesajlar mevcuttur. Bunu bir tür “iftira” ifadesi olarak değerlendirmekte ve hem bireysel hem grup olarak kadınların bu yanlış temsil ve ifade edilişlerine karşı yasal olarak korunmaları gerektiğini savunmaktadırlar.[20] Buna bağlı olarak kadınların cinsellikle ve var oluşları ile ilgili kendi özerk tercihlerini ve iyi bir yaşam ideallerini sunmalarını baskın genel yargıların hem bir neden hem bir sonucu olan pornografi ile zarara uğratıldığı, kadınların toplumdaki ikincil konumlarını destekleyen bu materyallerin yasaklandığında kadının sosyal konumunda eşitlik yaratmada iyileşme olacağı görüşündeler.[21]
PKF’lerin pornografinin kadınların eşitsiz konumunu ve cinsiyetçiliği güçlendirdiği ve kadını erkeğin cinsellik nesnesi haline getirdiği, cinsel şiddetin yanı sıra kamusal alanda da var olan cinsiyetçiliği görünmez bir şekilde güçlendirdiği vurgusu da her fırsatta karşımıza çıkmaktadır.[22]
Catharine A. MacKinnon’ın pornografi karşıtlığında dikkat çektiği özel bir nokta vardır. Pornografiyi diğer bütün ihlalleri yanında kadının sivil haklarına saldırı olarak da niteleyen MacKinnon, kadınları erkeklere tabi kılmak, kadınların ifade özgürlüğü ve toplumdaki eşit konumlarını ihlal eden materyaller olarak yasaklanması gereğine çok güçlü vurgular yapmaktadır. MacKinnon’a göre kadının toplumdaki ikincil konumunu doğallaştıran, kadınları erkeklerin seks kölesi olarak gösteren pornografi; tecavüz, taciz, aldatma, çocuk istismarı ve fahişeliği çekici hale getirip bunları olumlamakta, teşvik etmektedir.[23]
MacKinnon pornografi sayesinde kadının kamusal alanda sistematik bir şekilde sessizleştirilerek sivil haklarını kullanmasının engellenmesini şöyle tasniflemektedir; 1) Tecavüz, taciz ve cinsel suçların ya hiç ya da eksik bildirilmesine neden oluyor. 2)Pornografide bu suçlar normalleştirilerek bunu bildiren kadınlara inanılmamasına, görmezden gelinmesine, ciddiye alınmamasına, nevrotik bulunmasına neden oluyor. 3)“Hayır” ın anlamını kaybettirirken kendi isteklerini söylemesini de değersizleştiriyor*[24]. Bu konuda da deney ve gözleme dayalı araştırmalar yapılmaya devam etmektedir ancak doğrudan bir sonuca ulaşılmış değil.
2. SANSÜR KARŞITI FEMİNİSTLER
Sansür Karşıtı Feministler (SKF) ifade özgürlüğünün insan için önemli bir hak olduğu, pornografinin bastırılmasının kadınlara zarar verebileceği ve pornografinin kadınlara yarar sağladığı şeklinde argümanlar üzerinden hareket etmektedirler.[25]
Sansür karşıtı feministler pornografi ve şiddet arasındaki bağın bilimsel olarak kanıtlanmadığını belirtmekteler[26]. Hatta bazı noktalarda erkeklerde bunları izlemenin bir arınma yaratarak kadına yönelik şiddeti hafiflettiği görüşündeler.[27] Pornografi içerisindeki şiddet içerikli materyalin de yalnızca %6’lık bir paya sahip olduğunu belirtmekteler.[28]
Ayrıca sansürün istenilmeyen materyalleri yasaklarken bir gün istenebilecek bir materyalin de yasaklanmasına neden olabileceğini vurgulamaktadırlar. Örneğin porno karşıtı bir kanuna sahip Kanada’da, pornografiye sansür uygulamasının başlatılmasının ardından yasaklanan materyallerden birinin Andrea Dworkin’in “Pornografi: Erkekler Kadınlara Sahip Oluyor”* adlı pornografi karşıtı kitabının olması da bunun ironik bir örneğidir.[29]
Ayrıca sansür kabul edildiğinde bunu kimin uygulayacağını da önemli bir problem olarak görmekteler. “Aşağılama” kavramını örneğin çok sübjektif bulmaktalar ve porno karşıtı feministlerin yaptığı değerlendirmelerin lezbiyen ve geyleri de kapsayacak kadar geniş bir içeriğe sahip oluşuna dikkat çekmektedirler. Bir kadın için porno olan başka bir kadın için olmayabilir. Sansürün en az popüler görüşlere ya da lezbiyenler gibi en zayıf gruplara uygulanma olasılığı çok yüksek.[30]
Kadınları korumaya yönelik pornografi karşıtlığını, yasa yapımında kadınları çocuklar ve akıl sağlığı yerinde olmayanlarla aynı kategoride değerlendirilmesine neden olmakta olduğu için eleştirmektedirler. Kadınların sürekli yardıma ihtiyacı olan kurbanlar olarak gösterilmeleri de eleştirilerin bir diğer yanı. [31]
Sansür karşıtı feministlerin argümanlarından biri de devletin sansür uygulamasını kadınları kontrol etmeye devam etmek için kullanabileceği tehdidi.[32] Ayrıca muhafazakâr yasa yapıcılar kadının toplumdaki önemli meselelerinden olan çocuk bakımı, iş, ekonomik eşitlik, üreme özgürlüğü ve diğer önemli konular dışlanırken pornografinin sansürlenmesi için programlar geliştirerek, kadınlar için kendi üstlerine düşen görevi yapıyor oldukları yanılgısına kapılabilmekteler.[33]
Gayle Rubin adındaki bir Amerikalı feminist “Yanıltıcı, Tehlikeli ve Yanlış: Porno Karşıtı Politikanın Bir Analizi” adlı makalesinde Porno Karşıtı Feministlerin feminizm içinde bir ortadoksi yaratmaya başladıklarını* vurgulamakta ve sansüre karşı çıkılması gerektiği ve fahişeliğin yasallaşması, cinsellik eğitimine önem verilmesi gerektiğini dile getirmektedir. [34]
Sansüre karşı feministler özetle şunları dile getirmekteler;[35]
• Pornonun kadına zarar verdiğini düşünseler bile hukukun kadını birçok zaman görmezden gelip ona zarar verdiğini bu yüzden bu tür düzenlemelerde hukuka güvenilemeyeceğini, sansürün kadına onun için yok ettiği zarardan çok zarar vereceğini belirtmekte,
• Hukuksal düzenlemeden çok sosyal farkındalık ve eğitimle pornografi ile mücadele edilmesini ve kültürel değişimin gerekliliğini savunmakta,
• Kadının durumunu iyileştirmeye çalışırken, bir kadın muhafazakârlığı yaratılmaması gerektiğini ve azınlık olan lezbiyenler gibi farklı kadın gruplarının özel durumlarını görmezden gelmemek gerektiğini düşünmekte,
• Kadınların porno üretme ya da oynama özgürlüklerine müdahale, ya da cinselliğin kadınlar için kötü bir şey olduğunu destekleyecek düşünceler üretme içine düşülebilecek tehlikelerden olduğunu dile getirmekteler.
3. PRO-SEKS FEMİNİSTLER
Pro-seks feministler (PSF) pornografinin zararlı değil, aksine gelenekler ve muhafazakârlıkla baskı altına alınmış kadını ve kadın cinselliğini özgürleştirdiğini söylüyorlar. Pornografinin kadın cinselliğinin yeni ve az görünümlerini ifadede yararlı olduğunu belirtiyor, geleneksel görüşlere karşı, cinselliğin öznesi olan hem heteroseksüel hem homoseksüel kadının cinsel kimliğinin oluşmasında alan açtığını savunuyorlar[36].
PSF’lere göre pornografi yalnızca fanteziden ibaret ve gerçek hayatla bağlantılı değildir. Pornografi karşıtları gerçek hayattaki kadına yönelik erkek şiddetini pornografi ile bağlantılandırırken PSF’ler pornografinin istek ve arzuları zararsızca gideren görüntüler olarak nitelendirmekteler.[37]
PSF’lere göre pornografi kadınlara hem kişisel hem politik faydalar sağlamaktadır. Pornografinin pro-seks savunusu şunları dile getirmektedir;[38]
• Pornografi en az üç düzeyde cinsel bilgi verir;
—Dünyadaki cinsel olasılıklarla ilgili panaromik bilgi verir. Günümüzde hala mastürbasyon yapmayı bilmeyen kadınlar vardır.
—Cinsellik konusunda merakı evde güvenli bir şekilde giderebilmeyi sağlar.
—Bir şeyi denemenin nasıl olabileceği hakkında bir duygu yaratır. Kitaplarda ya da tartışmalardan öğrenilemeyecek bilgilere ulaşılmasına yardımcı olabilir.
• Gerçek hayatta içine düştükleri kafa karışıklıklarından arınarak kendileri için cinsellikle temas kurabilirler.
• Kültürel ve politik stereotipleri yıkar. Kadınların fantezilerinin benzer olabileceğini gösterir, zihinlerinin karanlık noktalarına attıkları düşüncelerde yalnız olmadıklarına vurgu yapar.
• Bir şekilde yalnız ya da yalnız olmayı tercih eden kadınlar için iyi bir terapidir.
• Çiftlerin de birlikte ya da ayrı ayrı izledikleri bir şey olabildiği gibi doktorların da cinsellik konusunda problem yaşayan çiftlere önerebildiği bir materyaldir. Ayrıca eşlerin birbirini aldatmasındansa porno izlemelerinin daha iyi olduğunu savunuyorlar.
Pornonun kadınlara politik faydaları ise şöyledir; Pornografi, cinsel özgürlük konusunda bir taleptir. Hem kadınların hem erkeklerin kabul edilmiş sınırlar dışında düşünülebilmelerine olanak sağlar. Kadınların cinselliği yüzyıllardır bastırılıyorken, kadınların ifade özgürlüğünün bir adımıdır. Kadınların var olan pornografiyi beğenmiyor ya da doğru bulmuyorlarsa kendi isteklerine uygun ürünler üretebileceklerini, nitekim 1990’lardan itibaren kadınların da bu üretimi yaptıklarını dile getirmekteler[39].
SKF’ler gibi PSF’ler de porno izlemenin erkeklerdeki arındırıcı etkisiyle kadınlara yönelik şiddet içerikli davranışlarını kontrol etmelerini sağladığı görüşündeler.[40]
Pornografinin yasallaşması seks işçilerinin haklarının hukuk tarafından korunması için bir adım olacağına da dikkat çekiyorlar.[41] Porno sektörü yasaklandıkça daha çok yer altına kaymakta ve kadınlara yönelik hak ihlalleri daha çok görünmez kılınmakta olduğundan buna yönelik önlemler alınması gerekmektedir.
PORNOGRAFİ VE TÜRKİYE: FEMİNİST TARTIŞMALARIN NERESİNDEYİZ?
GELENEKSEL TARTIŞMA
Ülkemizde pornografik içerik tartışmalarının geleneksel “genel ahlak” argümanı üzerinden “müstehcenlik” ve “toplum ve aile değerleri” kavramları çerçevesinde muhafazakâr bir özellik göstererek yapıldığı görülmektedir[42]. “Genel Ahlak” argümanı en genel tanımıyla cinsel içerikli materyallerin bireylerin dini değerlerini sarstığı ve bu değerlere sahip kişilere saldırdığı, rast gele cinsel ilişkiye özendirerek geleneksel aile değerlerini ve dini kurumları aşındırdığı gibi sapkın cinsel davranışlara ve alışkanlıklara neden olmakta olduğu yönündedir. “Yasal ahlakçılık (legal moralizm)” ya da “yasal paternalizm (legal paternalizm)” olarak adlandırabileceğimiz şekilde beklenti devletin toplum ve ailenin değerlerini koruması ve elinde tuttuğu güçle bireyleri toplumun değerlerine uygun hareket etmeye zorlamasıdır. Muhafazakârlar bu anlamda devletin birey için genel toplum, din ve aile değerlerine uygun olanı belirleme hakkına sahip olduğunu iddia ederek sansür uygulamasını talep eder ve desteklerler.[43]
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesi “Müstehcenlik” başlığını taşımaktadır. Bu maddenin dördüncü fıkrasına göre “şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses, veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” Bu maddedeki “doğal olmayan cinsel ilişki” kavramı dikkat çekicidir. Bu kavramın içinin dolduruluşu tamamen yasa uygulayıcısının kendi subjektif değerlendirmesine bırakılmıştır. Türkiye’de bu tür bir argümanla gündeme gelen en son olay Danıştay 5. Ceza Dairesi’nin almış olduğu yakın tarihli bir karardır. Bu karara göre evinde “kadın kadına sevişme, anal, oral ve grup seks” görüntüleri bulunduran biri hakkında açılmış dava üzerine, Yargıtay bu CD’deki görüntüleri doğal olmayan cinsel ilişki içerisinde değerlendirilmiş ve birinci derece mahkemesinin kararını bozmuştur.[44]
Bu örnekten de görüldüğü üzere çağdaş toplum değerleri içerisinde eşcinsellik bir kimlik olarak kabul gördüğü halde hala Türkiye bunun gerisinden gelmektedir. “Genel Ahlak” ve “Aile ve Toplum Değerleri” argümanı ataerkil yaşam ve kültür yapısına sahip Türkiye coğrafyasında kadını ikincilleştiren ve sessizleştiren bir özellikle daha çok anılmaktadır. Bu ve bunun gibi birçok örnek sayabileceğimiz yasa uygulamalarında “genel ahlak” ilkesine karşı güvensizlik duymak kaçınılmaz olmaktadır. Yasa ataerkil değerlerini “genel ahlak” terimi içerisinde her defasında yeniden üretmekte, farklı cinsel kimlikleri ötekileştirerek toplum dışına atmaktadır. Kadın kimliği de her defasında geleneksel değerlerle sınırlandırılmaya çalışılmakta, kadınların farklı yaşayış biçimleri bu değerlere uymadığı sürece dışlanmaktadır.
2007 yılında yürürlüğe giren 5651 Sayılı “İnternet Ortamındaki Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” ile Devlet, tam da porno karşıtı feministlerin dilediği gibi bir denetim ve kontrol mekanizması getirmiştir. Ancak bu sansür ne feministlerin etkin kampanyalar sonucunda elde ettikleri ve kadınların taleplerine duyarlı bir kanundur, ne de sonuçları kadınların istediği yönde evirilecek gibidir.
Bu konuda yapılacak değerlendirmeye geçmeden önce Türkiye’de sansürün ne şekilde yapıldığına ve ardından feministlerin bilinen pornografi tartışmasına bakmak gerekmektedir.
TÜRKİYE VE SANSÜR
Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarında müstehcenlik her zaman için bir suç oluşturmuş 1927’den kalma “muzır neşriyati” kanunu ve sansür uygulaması basılı materyalin yanında İnternetin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla öncelikle RTÜK tarafından ardından Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından pornografik içerik denetlenmekte ve sansür uygulamasına çok sıklıkla yer verilmektedir.
5651 Sayılı “İnternet Ortamındaki Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”un 8. maddesinde Türk Ceza Kanunu’na atıfla “müstehcenlik” internette idari ve yargısal denetime tutulacak ve sansür uygulanacak suçlar arasında sayılmıştır.
11.05.2009 tarihinde yayınlanan istatistiklere göre toplam 34.294 ihbar içinde 21.016 tanesi müstehcen ve pornografik içerik nedeniyle kaydedilmiş. Bu da tüm ihbarların %61,2’sini oluşturmakta. Yine aynı tarih itibariyle 2601 tane erişime kapatılan siteden 967 tanesi müstehcen ve pornografik içerik nedeniyle re’sen (846) ya da yargı (121) kararıyla kapatılmıştır.[45]
Devletin müstehcen ve pornografik unsuru nasıl belirlediği konusunda kesin bir bilgi yoktur. Bu belirlemeyi yaparken kadının erişime engellenen sitedeki konumuna ne değer atfediliyor hiç bilinmemektedir. Bu durumda pornografiye alternatif olarak sunulan erotik siteler dahi kapatılıyor olabilir. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda görev yapmakta olan Uzman Av. Osman Turhan ile yapılan görüşmede[46] müstehcen ve pornografik içerik belirlenirken “Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu” ndan bağlayıcı olmayan görüşler alındığı belirtilmiştir. Esas olarak yargı kararlarından yararlanıldığı ve çocukların müstehcen içeriğe ulaşılmasını engellemenin amaçlandığı dile getirilmiştir. Çocuklar, toplum ve aile değerlerinin korunması amaçlanırken, kadının statüsünün korunması yahut kadına yönelik şiddet ve sömürünün kaldırılması amaçlarına, hatırlatma üzerine değinilmiştir sadece. Görüşmeden edinilen izlenim kadının statüsü konularına özel bir önem atfedilmediğidir.
Kerem Altıparmak ve Yaman Akdeniz’in “İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasak” (2008) adlı eserinde 5651 Sayılı Kanunun “müstehcen” içeriği düzenlerken uyguladığı kriterler için şunlar söylenmiştir;
“Müstehcenliğin Türk hukukunda açık bir tanımı yapılmamıştır. Bu başlık altında alınan engelleme kararlarının listesine bakıldığında pornografik ve müstehcen içerik arasında bir ayrım gözetilmediği görülmektedir. Bu ayrımın açıkça yapılmamış olması belirsizliğe düşülmesine yol açacaktır. Hükümetin çocukları pornografik içeriğe erişimden koruyacak önlemleri alması kuşkusuz meşrudur. Ama eski bir Anayasa Mahkemesi başkanının da ifade ettiği gibi yetişkinleri küçükler için öngörülen kurallara tabi tutmak, esasen büyüklerin anayasal haklarını kullanmasını engellemek demektir.”[47]
Devlet bu sansürü uygularken çocukların müstehcen içeriğe ulaşmasını önlemeye çalışırken, bu arada yetişkinler için de iyi olanın ne olduğunu belirlemektedir. Oysa sansür yerine çocuklar açısından denetim mekanizması sağlayan porno sitelere erişimi düzenleyen bir sistem kurulması gündeme getirilmemiştir. Pro-seks feministlerin argümanlarını aklımıza getirirsek pornografik sitelerin içeriğinden kendi özel yaşam hakkı içerisinde yararlanmak isteyen yetişkin kadınlar, zaten kültürümüzde yaygın bir şekilde cinsellik bilgisinden sistemli olarak yoksun bırakılırken kendi özel çabalarıyla dahi bu bilgiye erişemeyeceklerdir. Kadının yanlış temsili ve kadınlar için cinselliğin yanlış öğrenilmesi olarak Porno Karşıtı Feministlerin dile getirdiği argümanlar kadınların neyi izlemek isteyip neyi izlemek istemeyeceğine dair karar verme yetisinden yoksun olduğu fikrini çağrıştırmaktadır. Bu anlamda porno karşıtı feministleri sevindirecek sansür uygulamasının kadınları yine mağdur eden bir etkisi olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
TÜRKİYE’DEKİ FEMİNİSTLERİN GÖZÜNDEN PORNOGRAFİ
Türkiye’de pornografi ve sansür konusunda feminist tartışmalarda çok çeşitlilik olmamakla birlikte genel olarak pornografi karşıtlığının olduğu söylenebilmektedir. Bu konuda kadın sözünün en fazla uzun bir dönem yayın hayatını sürdürmüş Kadınlara Mahsus Gazete Pazartesi Dergisi*’nde üretildiği ve konunun en çok Birleşmiş Milletler Kadın ve Kız Çocuklarının İnsan Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi Ortak Programı Van Koordinatörü feminist aktivist Ayşe Sargın** tarafından gündeme getirildiği söylenebilir.
Feministler ABD ve İngiltere’de porno karşıtlığı içerisinde sunulmuş argümanları Türkiye için de dillendirmiş ve özellikle porno endüstrisinin kapitalist boyutuyla kadınları nasıl ezdiği ve ataerkil yapının porno sektöründe üretilen materyallerle kadın ve erkek kimliklerinde nasıl tekrar üretildiğine vurgu yapmışlardır[48]. Türkiye’de pornografiyi tartışan feministler özgürlük ve kadının kendi bedeni üzerinde söz söyleme hakkını her seferinde dile getirseler de pornografi konusunda ifade özgürlüğü tartışması yürütmemektedirler. Bu bakımdan sansür karşıtı feministlerin ya da pro-seks feministlerin kamusal alanda tartışmaya dâhil olduklarını görememekteyiz.
Pazartesi Dergisi’nin en bilindik isimlerinden Ayşe Düzkan pornografinin erkekler için üretildiğini vurgularken, kadınların da bu materyali tükettiğini göz ardı etmemektedir. Pornografi ve erotik ayrımını kabul etmezken, erotik materyallerde de kadını aşağılayan temsillerin olduğuna vurgu yapmaktadır. Pornografi ve doğrudan şiddet arasında kurulan bağlantıyı da kabul etmezken, şiddeti ve tecavüzü öven malzemeye bir sınır getirilmesi gerektiğini savunmaktadır.[49] Ayşe Düzkan pornografi ve sansür tartışmalarındaki konumunu şöyle dile getirir;
“pornografinin tamamen sansür edilmesi gerektiğini düşünenlerden de, tamamen özgür bırakılmasını savunanlardan da ayrılıyorum. nasıl ki cinayet işlemeyi övmek yasaksa, tecavüz etmeyi övmek de yasak olmalıdır diye düşünüyorum.” (imla yazara aittir.)[50]
2007’de İstanbul’da yapılan Türkiye Sosyal Forumunda Ayşe Sargın ise şunları dile getirmiştir;
“Sınıflar, ırklar ve cinsler arası eşitsizlik ve hiyerarşilere dayalı ve piyasanın hemen hemen her insani ve toplumsal alanı işgal ettiği kapitalist ve ataerkil bir sistemde yasıyoruz. Böyle bir dünyada, insani bir içgüdü olan cinsellik endüstrileşiyor; diğer endüstri ürünlerinden farksız olarak sergilenen, alınan satılan, tüketilen bir mal haline geliyor; kadına yönelik şiddet, ırklar ve sınıflar arası eşitsizlikler erotik malzemeye dönüşüyor; erkeklik de, basta kadınlar olmak üzere, bu hiyerarşilerin alt basamaklarında olanlara egemenlik ve baskı kurma olarak tanımlanıyor.”[51]
Bu alıntıda da görüldüğü üzere Ayşe Sargın’ın argümanları Catharine MacKinnon’ın argümanlarına paralellik göstermekte, ancak kapitalizm vurgusunun daha baskın olduğunu görmekteyiz.
Ayşe Sargın başka bir yazısında cinsel şiddetin pornografide doğallaştırılması konusunda da şunları söylüyor:
“Bazı İnternet sitelerinden, gizli çekim - yani gerçek - tecavüz ve taciz görüntülerine ulaşmak da mümkün. İnternet üzerinden ulaşılan gerçek ya da temsili cinsel şiddet görüntülerinde cinsel şiddetin erotize edilmesi, cinsel saldırının her şeyden önce bir hak ihlali ve suç olduğunu gözden saklamakla kalmıyor, aynı zamanda cinsel şiddet mağduru kadınlar için cinsel saldırının erotik değil, travma yaratan bir deneyim olduğu gerçeğini de yok sayıyor.”[52]
Bütün bu söylenenler doğru olmakla birlikte pornografi ile mücadele etme yönteminin ve özgürlük konularının yasaklar üzerinden konuşulması, kültür ve toplumsal yapıda bir iyileşme yaratmaktan çok denetlenmeyi içine sindiren kimlikler yaracağını düşünülmelidir.
Pro-seks feministlerin ve sansür karşıtı feministlerin argümanlarındaki haklılık payı göz ardı edilmemelidir. Pornografiyi sansürlemek bu sektörde kendi isteği ile çalışan ve çalışmak zorunda kalan kadınların sosyal haklarını yok saymak anlamına gelecektir. Pornografi eğer kadın cinselliğinin yanlış sunumuysa, kadınların kendi cinselliklerinin ne olduğuna dair söz üretebilecek imkanlara kavuşturmaları gerekir. Ancak bu tür bir sansür yasası bu imkana da engel oluşturacaktır.
Türkiye kadına yönelik şiddetin en vahşice yaşandığı ülkelerden biridir. Pornografi ve şiddet arasında varsayılan doğrudan ilişki üzerine bilimsel çalışmalara ihtiyaç vardır.
Kişilerin özel yaşamlarında başkalarına zarar vermeden rızaya dayalı eylemleri devletin kontrolü altında tutulmamalıdır.
SONUÇ
Türkiye’de hali hazırda “müstehcenlik” yasaları bulunduğundan sansür uygulaması üzerine geniş kapsamlı bir tartışma yürütülememiştir. Ancak porno tüketiminde herhangi bir azalma olduğuna dair ampirik bir veri de bulunmamaktadır. Sansür uygulaması her zaman olduğu halde kadının toplumdaki statüsünde de ya da kadına yönelik şiddette de azalma gözlenmiş değildir.
Türkiye’nin sansür konusundaki uygulaması sansür karşıtı feministlerin tam da çekindikleri uygulamalardan biri sonucunu yaratmaktadır. Devlet sansür uygulaması ile kadınlar için gereken önlemleri almış olduğu düşüncesiyle hareket ediyor gibi görünmekte oysa kadınlar hayat standartlarında ve toplumda herhangi bir iyileşme için çalışma yürütmemektedir. Bu kadar ahlak değerlerine sahip çıkan bir ülke olarak yapılan sansürlemelerle en azından kadınların durumunda bir iyileşme olması beklenirken, ironik olarak çok yakın tarihte Türkiye AİHM tarafından kadına yönelik şiddet konusunda ceza alan ilk ülke olmuştur[53].
Hükümetin bu yasayı çıkartırken kadınların durumunu iyileştirmeye yönelik hiçbir amacı olmadığı gibi kadınların da bu konuda ne düşündüğü sorulmamıştır. Yalnızca çocukları korumaya yönelik bu yasa, yetişkinlerin özel yaşam haklarını da ihlal etmektedir.
Ancak Türkiye için kadınları bu kadar yakından ilgilendiren bir konuda kadın sözünün yasa yapım sürecinde tartışmaya dahil edilmeyerek yasaların gerekçelendirilmesinin yalnızca genel ahlaka dayandırılması dikkat çekilmesi gereken bir noktadır. Ayrıca feministlerin de bir süre sonra hedefi kadınlara dönebilecek olan sansür uygulamasına karşı genel kabul oluşturmaları da sorgulanması gereken bir yandır. Çoğunluk oluşturan porno karşıtı feministleri çoğunluk olduklarından ötürü Türkiye’deki feministlerin düşüncesinin sansür uygulamasına destek olduğu düşüncesi yanıltıcı bir düşünce olabilir. Bugün lezbiyen ve geylere yönelik sansür uygulamasının çok yoğun yaşandığını bilmekteyiz. Ayrıca pro-seks feministlerin argümanları haklı olduğu düşünülmeyecek bile olsa sonunda tartışmaya açılmaya değen argümanlardır. Bugün kendi bedenini ve cinselliğini tanıyan, istekelerini dile getirebilen kadınların sayısı mutlu bir azınlıktır sadece. Hergün kadınlar kendi bedenleri üzerinde hak iddia edemedikleri için kıskançlık, namus, şehvet, nefret vb. adlar altında öldürülüyorlar. Bu şiddetle mücadele etmeye çalışırken kadının kendi bedeni üzerine söz söyleyebilme hakkı kavramından geriye düşmemek önemlidir. Ayrıca pornografiyi bir suç haline getirerek bu sektörde çalışan kadınların yeraltına itilmesi ve görünmez kılınması çok açık bir tehlikedir.
Pornografiden gerçekten kurtulmak isteniyorsa bu açık tartışmalar, cinsellik eğitimi ve cinselliğin doğallaşması ile olabilecek bir şeydir.
EK 1: GÜVENLİ.WEB.TR ADRESİZNDEN ALINAN İHBAR İSTATİSTİKLERİ
11.05.2009 Tarihli İhbar İstatistikleri Yayınlanmıştır
13/04/2009
Toplam İhbar/Şikayet Sayısı : 81.691
- Katalog suç kapsamında belirtilen ihbar sayısı : 34.294
- Mükerrer ihbar sayısı : 31.484
- Katalog suç kapsamında olmayan diğer ihbar sayısı : 15.913
Katalog suç kapsamından bildirilen Alan Adı Sayısı : 21.735

| Kategori | İhbar Sayısı |
| Fuhuş | 2.861 |
| Sağlık için tehlikeli madde temini | 149 |
| Uyuşturucu / Uyarıcı madde kullanımını kolaylaştırma | 179 |
| İntihara yönlendirme | 542 |
| Bahis / Kumar | 191 |
| Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında kanundaki suçlar | 2.972 |
| Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama | 986 |
| Diğer | 553 |
| Çocukların cinsel istismarı | 4.845 |
| Müstehcenlik | 21.016 |
| TOPLAM | 34.294 |
Erişimi Engelleme İstatistikleri
11.05.2009 itibariyle ;
Erişimi Engellenen Site Sayısı : 2.601
Re’sen : 2.126
Yargı : 475

| Kategori | Re'sen | Yargı | Toplam |
| Fuhuş (Madde 227) | 20 | 5 | 25 |
| Sağlık için tehlikeli madde temini (Madde 194) | 11 | 1 | 12 |
| Uyuşturucu / Uyarıcı madde kullanımını kolaylaştırma (Madde 190) | 2 | 1 | 3 |
| İntihara yönlendirme (Madde 84) | 1 | 3 | 4 |
| Bahis / Kumar | 117 | 20 | 137 |
| Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında kanundaki suçlar * | 2 | 54 ** | 56 |
| Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (Madde 228) | 74 | 19 | 93 |
| Diğer | 0 | 197 | 197 |
| Çocukların cinsel istismarı (Madde 103,birinci fıkra) | 1.053 | 54 | 1.107 |
| Müstehcenlik (Madde 226) | 846 | 121 | 967 |
| TOPLAM | 2.126 | 475 | 2.601 |
| Not: | Erişime kapatılan sitelerin 64’ü için engellemeyi kaldırma kararı uygulanmıştır. Buna göre toplam 2.537 adet (2.116 Re’sen, 421 Yargı Kararıyla) erişim engelleme kararı uygulanmıştır. |
EK 2: BİLGİ EDİNME DİLEKÇESİ
T.C
BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU
TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NA
Ankara
4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun herkese tanıdığı bilgi edinme hakkımdan yararlanarak Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yapmakta olduğum yüksek lisansım kapsamında aldığım “Türkiye ve İnsan Hakları” dersine yönelik hazırlıyor olduğum “Türkiye, Pornografi ve Sansür” konulu ödevimin içeriğinde kullanılmak üzere kurumunuzdan aşağıda belirttiğim konularda bilgi edinmek istiyorum.
Gereğinin en kısa sürede yapılmasını saygılarımla arz ederim.
- Pornografik içerik taşıyan siteleri inceleyen kurulun yapısı, kaç kişinin görev yaptığı ve bu kuruldakilerden kaçının kadın ya da erkek olduğu;
- Hangi kıstaslara göre pornografik içerik belirlendiği ve sansür uygulamasına karar verildiği;
- Kurumunuzun kurulduğu günden beri, bu sitelerin adlarını da içerecek şekilde, kaç pornografik unsur içeren siteye sansür uygulaması yapıldığı?
01.06.2009
Ad-Soyad
Kurum
İmza
Adres:……….
Tel: ………
E-mail: ………….
DİLEKÇEYE VERİLMİŞ OLAN DOSYA NUMARASI: 62494
KAYNAKÇA
Altıparmak, Kerem- Akdeniz, Yaman (2008) “İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasak”, İmaj Yayınevi, Ankara
Brulotte, Gaetan – Phillips, John (2006) “Encyclopedia of Erotic Literature”, Routledge Press
Carol, Avedon (1994) “Censorship Won’t Reduce Crime:Submission By Feminısts Against Censorship To The Home Affairs Inquiry Into Computer Pornography” Libertarian Alliance Pamphlet No. 24
Cavalier, Robert “Feminism and Pornography: A Dialogical Perspective” http://caae.phil.cmu.edu/Cavalier/Forum/pornography/background/CMC_article.html
Düzkan, Ayşe (1997) “Bir Tuzak ve Haz Aracı Olarak Pornografi” Pazartesi Dergisi, Sayı: 32
Dworkin, Andrea- MacKinnon, Catharine (1988) “Pornography and Civil Rights: A New Day for Women's Equality”, http://www.nostatusquo.com/ACLU/dworkin/other/ordinance/newday/TOC.htm
Gülşen, Recep- Analay, Cengiz (2004) “Bilişim Suçları İçinde Çocuk Pornografisi ve Mücadele Yöntemleri”, Türk Hukuk Sitesi http://www.turkhukuksitesi.com/makale_154.htm
Koyuncu Gülseven, Ayşe Seda (2008) “Genel Ahlak ve İfade Özgürlüğü” AÜ. SBF İnsan Hakları Merkezi Çalışma Metinleri, Ankara, http://ihm.politics.ankara.edu.tr/
MacKinnon, Catharine A. (2005) “Women’s Live, Men’s Law” The Belknap Press of Harvard University, USA
McElroy, Wendy (1995) “XXX: A Woman’s Right to Pornography” , St Martin’s Press, New York
McElroy, Wendy (1997) “A Feminist Defence of Pornography”, Free Inquiry Magazine Volume 17, Number 4, http://www.secularhumanism.org/library/fi/mcelroy_17_4.html
Pollard, Nettie (1994) “The Modern Pornography Debates” Libertarian Alliance Pamphlet No. 24
Sargın, Ayşe (Kasım 2006) “Pornografi ve Kadına Şiddet”, Bianet Haber http://bianet.org/bianet/bianet/88323-pornografi-ve-kadina-siddet
Sargın, Ayşe (Nisan 2007) “Pornografi, Şiddet ve Kapitalizm–1” http://bianet.org/bianet/bianet/95000-pornografi-siddet-ve-kapitalizm---1
Sargın, Ayşe (Mayıs 2007a) “Pornografi, Şiddet ve Kapitalizm–2”, Bianet Haber
http://bianet.org/bianet/kadin/95706-pornografi-siddet-ve-kapitalizm---2--2 ;
Sargın, Ayşe (Mayıs 2007b) “Pornografi, Şiddet ve Kapitalizm–3”, Bianet Haber http://bianet.org/bianet/bianet/95882-pornografi-siddet-ve-kapitalizm---3
Sargın, Ayşe (2008) “Farklı Bir Erkeklik İçin Pornografiye ve Seks Endüstirisine Hayır”, Hayalet İnternet Sitesi http://www.e-hayalet.net/index.php?option=com_content&view=article&id=11518:farkli-bir-erkeklik-icin-pornografiye-ve-seks-endustrisine-hayir&catid=51:politika&Itemid=409
Strossen, Nadine (2000),“Defending Pornography”, NYU Pres
West, Caroline (2004) “Pornography and Censorship”, Standford Encyclopedia of Philisophy http://plato.stanford.edu/entries/pornography-censorship/
West, Caroline (2006) “The Free Speech Argument Against Pornography”, The University Of Sydney, Australia
Yürüşen, Melih (2003) “Pornografiyi Düşünce Özgürlüğü Bağlamında Düşünmek”, Teorik ve Pratik Boyutlarıyla İfade Hürriyeti (editör: Bekir Berat Özipek), Liberal Düşünce Topluluğu, Ankara
-------------- (2007) “Different Kinds of Feminism”, Price Of Liberty http://www.priceofliberty.com/freesex.htm
[1] Gülşen, Recep- Analay, Cengiz (2004) “Bilişim Suçları İçinde Çocuk Pornografisi ve Mücadele Yöntemleri”, Türk Hukuk Sitesi http://www.turkhukuksitesi.com/makale_154.htm (en son erişim tarihi: 09.06.2009)
[2] McElroy, Wendy (1995) “XXX: A Woman’s Right to Pornography” , St Martin’s Press, New York, http://www.wendymcelroy.com/xxx/chap2.htm (en son erişim tarihi: 30.06.2009)
[3] http://tr.wikipedia.org/wiki/Pornografi#K.C3.B6kenbilim (en son erişim tarihi: 30.05.2009); Sargın, Ayşe (Nisan 2007) “Pornografi, Şiddet ve Kapitalizm–1” http://bianet.org/bianet/bianet/95000-pornografi-siddet-ve-kapitalizm---1 (en son erişim tarihi: 30.05.2009); West, Caroline (2004) “Pornography and Censorship”, Standford Encyclopedia of Philisophy http://plato.stanford.edu/entries/pornography-censorship/ (en son erişim tarihi: 06.05.2009); McElroy, Wendy (1995), a.g.e
[4] Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük PORNO: http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=261245 (en son erişim tarihi: 30.05.2009)
[5] West, a.g.e
[6] West, a.g.e
[7] Brulotte, Gaetan – Phillips, John (2006) “Encyclopedia of Erotic Literature”, Routledge Press, syf: 455
[8] “Different Kinds of Feminism” http://www.priceofliberty.com/freesex.htm (en son erişim tarihi: 10.06.2009)
[9] West, a.g.e
[10] MacKinnon, Catharine A. (2005) “Women’s Live, Men’s Law” The Belknap Press of Harvard University, USA, syf: 316
[11] MacKinnon, a.g.e, syf: 319
[12] West, a.g.e
[13] Pollard, Nettie (1994) “The Modern Pornography Debates” Libertarian Alliance Pamphlet No. 24; Ayrıca bkz: Yürüşen, Melih (2003) “Pornografiyi Düşünce Özgürlüğü Bağlamında Düşünmek”, Teorik ve Pratik Boyutlarıyla İfade Hürriyeti (editör: Bekir Berat Özipek), Liberal Düşünce Topluluğu, Ankara, syf: 215-216
[14] Orijinali için bakınız; Dworkin, Andrea- MacKinnon, Catharine (1988) “Pornography and Civil Rights: A New Day for Women's Equality”, http://www.nostatusquo.com/ACLU/dworkin/other/ordinance/newday/TOC.htm içinde Appendix: A (en son erişim tarihi: 30.05.2009); Ayrıca bakınız; West, a.g.e; Mc Elroy a.g.e, MacKinnon, a.g.e
[15] MacKinnon, a.g.e, syf: 305
[16] MacKinnon, a.g.e, syf.300; West, a.g.e
[17] West, a.g.e
[18] Cavalier, Robert “Feminism and Pornography: A Dialogical Perspective”
http://caae.phil.cmu.edu/Cavalier/Forum/pornography/background/CMC_article.html (en son erişim tarihi: 31.05.2009);
[19] Şiddet ve pornografi arasında bağ kuran argümana karşıt görüşler için bkz: McElroy, Wendy, a.g.e; Nettie, Pollard, a.g.e
[20] West, a.g.e
[21] West, a.g.e
[22] West, a.g.e
[23] West, a.g.e
[24] West a.g.e
[25] McElroy, a.g.e, 5. bölüm
[26] Strossen, Nadine (2000),“Defending Pornography”, NYU Press syf: 248, Brulotte– Phillips, a.g.e syf: 457
[27] Carol, Avedon (1994) “Censorship Won’t Reduce Crime:Submission By Feminısts Against Censorship To The Home Affairs Inquiry Into Computer Pornography” Libertarian Alliance Pamphlet No. 24
[28] Brulotte– Phillips, a.g.e syf: 457
[29] Pollard, a.g.e; McElroy, a.g.e
[30] McElroy, a.g.e
[31] McElroy, a.g.e
[32] Pollard, a.g.e
[33] Pollard, a.g.e
[34] Rubin, Gayle (1993) “Misguided, Dangerous and Wrong: An Analysis of Anti-Pornography Politics”, Aktaran: Pollard, a.g.e
[35] McElroy, Wendy (1997) “A Feminist Defence of Pornography”, Free Inquiry Magazine Volume 17, Number 4, http://www.secularhumanism.org/library/fi/mcelroy_17_4.html (en son erişim tarihi: 31.05.2009)
[36] McElroy, Wendy (1997) a.g.e
[37] Brulotte– Phillips, a.g.e syf: 458
[38] McElroy, Wendy (1997) a.g.e
[39] Brulotte– Phillips, a.g.e syf: 458
[40] McElroy, Wendy (1997) a.g.e
[41] McElroy, Wendy (1997) a.g.e
[42] Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için bkz: Koyuncu Gülseven, Ayşe Seda (2008) “Genel Ahlak ve İfade Özgürlüğü” AÜ. SBF İnsan Hakları Merkezi Çalışma Metinleri, Ankara, http://ihm.politics.ankara.edu.tr/# (en son erişim tarihi: 11.06.2009)
[43] West, a.g.e
[44] “Evdeki porno CD hapse götürebilir” http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1102292 (en son erişim tarihi: 11.06.2009)
[45] http://www.guvenliweb.org.tr/content/11052009-tarihli-ihbar-istatistikleri-yayınlanmıştır (11.06.2009)
[46] 01.06.2009 tarihinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda Av. Osman Turhan ile bizzat yapılan görüşme.
[47] Altıparmak, Kerem- Akdeniz, Yaman (2008) “İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasak”, İmaj Yayınevi, Ankara, syf:115-116
[48] Sargın, Ayşe (Nisan 2007) “Pornografi, Şiddet ve Kapitalizm–1” http://bianet.org/bianet/bianet/95000-pornografi-siddet-ve-kapitalizm---1 ;Sargın, Ayşe (Mayıs 2007a) “Pornografi, Şiddet ve Kapitalizm–2” http://bianet.org/bianet/kadin/95706-pornografi-siddet-ve-kapitalizm---2--2 ; Sargın, Ayşe (Mayıs 2007b) “Pornografi, Şiddet ve Kapitalizm–3” http://bianet.org/bianet/bianet/95882-pornografi-siddet-ve-kapitalizm---3 (en son erişim tarihi: 29.05.2009)
[49] Düzkan, Ayşe (1997) “Bir Tuzak ve Haz Aracı Olarak Pornografi” Pazartesi Dergisi, Sayı: 32, syf:12-13
[50] Düzkan, a.g.e, syf:13
[51] Sargın, Ayşe (2008) “Farklı Bir Erkeklik İçin Pornografiye ve Seks Endüstirisine Hayır” http://www.e-hayalet.net/index.php?option=com_content&view=article&id=11518:farkli-bir-erkeklik-icin-pornografiye-ve-seks-endustrisine-hayir&catid=51:politika&Itemid=409 (en son erişim tarihi: 29.05.2009)
[52] Sargın, Ayşe (Kasım 2006) “Pornografi ve Kadına Şiddet” http://bianet.org/bianet/bianet/88323-pornografi-ve-kadina-siddet (en son erişim tarihi: 29.05.2009)
[53] Bkz. AİHM Opuz v. Türkiye, Başvuru No: 33401/02, 09.06.2009
Á Değerli Hocam Kerem Altıparmak’a çalışmamda bana gösterdiği destek ve akademik bağımsızlığıma gösterdiği saygı için teşekkür ederim. Sunumlarım esnasında bana görüşlerini sunarak çalışmamı geliştirmemi sağlayan sevgili arkadaşlarım Özge Kayakuzgun, Ezgi Ergüneş, Kübra Ceviz, Deniz Polat ve Berna Ergun’a da ayrıca teşekkürler.
17 Ekim 2009 Cumartesi
Hoşgeldin, keyfine bak...
Neredeyse her blog tutan zatı muhteremin sayfasında açık ya da gizli bir istatistik ölçeri vardır. Bu ölçer kimin hangi saatte hangi IP adresinden hangi ülkeden hangi şehirden ve bazen de hangi ilçeden siteyi ziyaret ettiğini gösterir. Site içerisinde hangi yazıların okunduğu, hangi dosyaların indirildiği de aynı şekilde kayıt altına alınır.
16 Ekim 2009 Cuma
BARIŞ İÇİN SANAT GİRİŞİMİ
Savaş ile barışın arafı olmaz. Hayat dururken ölüm savunulmaz.
Sussun silahlar, biz barış istiyoruz.
Barış, sadece silahın susması, kanın durması, gözyaşının dinmesi değildir.
Barış sevmektir.
Korkmadan konuşmak; kızmadan dinlemek, nefret etmeden bakabilmektir.
Huzur içinde yaşayıp, ecelinle ölmektir.
Cenazeni öfke ve nefretle değil, hüzün ve yasla gömmektir.
Ananın çocuğuyla, ninenin torunuyla aynı dilde gülmesidir barış.
Konuşalım, bitsin bu kan kokusu. Susmaktan, kan ve barut koklamaktan iğrendik.
Biz barış istiyoruz.
Biz aşağıda imzası bulunanlar içinde bulunduğumuz dönemde tüm sanatsal üretim ve eylemlerimizi barış için gerçekleştireceğiz. Herkesi bu çabaya destek olmaya çağırıyoruz.




